İmar; bir yeri güzelleştirmek anlamına gelen mamur kelimesi ile aynı kökten gelmektedir. Sağlıklı ve düzenli bir yerleşim yerinde, şehirde yaşamak herkesin hakkıdır. İşte imar hukuku, insanların yaşamlarını sürdüreceği kentlerin, köylerin, kasaba gibi yerleşim yerlerinin, arazi ve alanların nasıl ve hangi amaçlarla kullanılacağını, bu alanların nasıl projelendirileceği, planlanacağı, hangi tür yapının nereye inşa edilebileceği gibi konuların temel esaslarını belirleyen hukuki düzenlemeler bütünüdür.
İmar hukuku, şehirlerin düzenli ve sağlıklı bir planlama ile inşa edilmesini sağlayarak daha yaşanılabilir bir şehirleşmenin oluşmasına, nüfus yoğunluğunun ve dağılımının düzenlenmesine, insan yaşamının kalitesinin artmasına vesile olmaktadır.
Ülkemizde bu konu ile ilgili 3194 Sayılı İmar kanunu bulunmaktadır. İmar hukuku kanunları ve yönetmelik gibi diğer mevzuat hükümleri arazilerin kullanımı ve şehirlerin planlamalarının temel kurallarını belirler. Bu konuda İmar Kanunu, mevzuatımızda yer alan tek kanun değildir. İmar kanunu ile birlikte Boğaziçi İmar kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gibi kanunlar da imar faaliyetlerini düzenleyen kanunların kapsamı içindedir.
İdare, imar hukukuna uygun olarak oluşan düzeni korumak amacıyla (Projelerin onaylanması, bazı alanların kamulaştırılması, arazilerin birleştirilmesi, projelerine aykırı yapılan yapıların yıkılması veya eski haline getirilmesi vb) bazı kolluk faaliyetleri gerçekleştirmektedir.Kamu kurumları bu otoritesini kullanırken idare hukukunun kendisine verdiği yetkilere dayanarak bu iş ve eylemleri gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla modern şehircilik biliminin imar faaliyetlerinin hukuki kısmı olan İmar hukuku idare hukukunun bir alt dalıdır.
- Kaynak: İmar Kanunu